NEUROMARKETING

Yorum Yok
5 Aralık 2013
Kategori Pazarlama, Yönetim
Etiketler , , ,
Paylaş

 

 

nov13_04

En rasyonel ve mantıklı olduğunu iddia edenler, en ayakları yere basanlar bile zaman zaman, “Falcıya inanma ama falsız da kalma” der.

Zihin, kendini var etmeye çalışır. Zihnin, egonun en temel korkusu, ölüm korkusudur. Ne kadar egosal dürtü varsa, temelinde ölüme dayanır. Eğer insana sadece bir hayvan olarak baksaydık, insan, bu dünyadan gideceğini bilen tek canlıdır. Bu da ego’nun ödünü koparır.

Ego, kendini korumak için ‘guven’ peşinde koşar ve kendini var etmeye, göstermeye çalışır.

Ruh olarak sonsuz varlık olduğumuz hakikatini bir yana bırakırsak, zaman zihin için sadece mekanik değil, psikolojik olarak da vardır. Bu sebeple devamlı gelecekteki “belirsizliği” azaltmaya çalışır. “Değişim” tüylerini diken diken eder.

Kuantum fiziğinin ortaya koyduğu gibi, en katı madde bile bir enerjiden başka bir şey değildir, herşey devamlı hareket halindedir… Değişim kaçınılmazdır. Bunu destekleyen bir ayette şöyle der:
“Bir de o dağları görür, donuk ve hareketsiz sanırsın; Oysa onlar bulutların yürüdüğü gibi yürümektedirler…” (Kur’an – Neml, 27/88)

Aydınlanma veya farkındalık seviyemize göre dünyayı algılama biçimimiz değişir. Yazının bundan sonrasında farkındalık seviyesi çok yüksek olmayan ve kendini genellikle zihinle özdeşleştiren tüketici tipinden bahsedilecek.

 

Global ideas and innovation concept on blackboard

 

Pazarlama ve İnovasyon

Pazarlama bilimini incelerseniz, bir medyumdan çok farklı olmadığını göreceksiniz. Bu ürün satar mı? Bu ürünü bir kere alan bir kere daha alır mı? Hangi paket daha ilgi çeker? Hangi aktivite ne kadar sürede ne kadar satış getirir?

Hemen Henry Ford’un o ünlü sözü geliyor insanın aklına: “Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı bir at cevabını alırdım.”

Yeni bir ürünün piyasaya çıkışı iki şekilde oluyor; (a) müşteriye sorarak, (b) üreticinin ARGE’sinden…

Geleneksel pazar araştırmaları ile müşteriye soru sormak ile hangi cevapların peşindeyiz?
New Coke ve Walkman gibi efsane araştırmaların sonuçları gösteriyor ki, geleneksel araştırmalar geleceği tahmin etmekle ilgili büyük felaketler oluşturuyor.  Psikoloji ve Nörobilim gösteriyor ki, bir çok araştırma sadece istenen bir niyeti ortaya çıkarmak amacına hizmet ediyor.

Pazar araştırmalarına dayalı bir çok ürün çıkıyor ve yok oluyor; bütün çıkan ürünlerin içinde yok olanların oranı %80’lerin üzerinde.

nov13_03

Porsche firması tasarımlarını müşteriye sorarak gerçekleştiren bir firma değil. Cayenna gibi bir modelin ‘çirkin’ ve ‘garip’ olduğuna dair olan yorumlara rağmen, satış rekorları kırıyor model… Porsche marka pozisyonunun zedelenme ihtimali ise başka bir konu…

Tüketicisini anlamaya çalışan BMW firması 2003’de 5 Serisini tüm olumsuz eleştiri ve verilere rağmen piyasaya sunar. BMW yetkilisinin dediği gibi gelecek üç sene içerisinde beğenilecek bir modelin peşindeler. Şimdi, müşteriye sorduklarında “geçmiş” bilgi ve deneyimlere dayalı bir yanıt alacaklar.

nov13_01

40’lı yaşlara gelen bizim nesil gayet iyi hatırlar: Uzay Yolu‘nda Kaptan Kirk’in elinde bir cep telefonu vardır. Bu telefon sadece kablosuz, her yerde konuşmaya yarar. Bu telefon dokunmatik değildir, facebook’da Kaptan Kirk gittiği gezegenlerin fotoğraflarını yüklemez, twitter’da seyir defterinden notlar yayınlamaz, Instagram’ı duymamıştır bile…

Geleceği hayal edişimiz, sadece düşüncelerimizle olduğu zaman son derece kısıtlıdır.

Düşünce ve zihin hafizadaki bilgiyi ve deneyimleri kullanarak bir sonuç arar; bu da geçmişe dayalı bir sonuç verir.

nov13_02

 

Gerçek yaratıcılık, Einstein’ın dediği gibi zihin durduğu zaman ortaya çıkandır. Einstein, en büyük keşiflerini tıraş olurken, Arşimet banyo yaparken, Newton ise muhtemelen elma ağacının altında dinlenirken yaptı…

Biz geleceğimizi ne kadar öngörüyoruz? Kendimiz ne kadar tanıyoruz? Hayatınızın akışını ne kadar tahmin edebiliyorsunuz? Çocuklarınızın? Ekonominin? Markaların? Müşterilerin?

Bir çok firmanın benimle ilgili kaydettiği bilgilere bakıyorum, ve bazen iki, bazen beş senede bir tercihlerimin, zevklerimin değiştiğini görüyorum. Kaldı ki, bu sadece rasyonel beyin (Pre-Frontal Korteks) ile yaptığım kadarı, buzdağının altındaki değişimlere nasıl ulaşacağız? Şimdi’de bilincalti %90 davranışlarımızı etkiliyorsa, geleceği nasıl sorabiliriz?

  • Gelecek hakkında ego, genellikle çok olumlu veya nadiren aşırı olumsuz olabilir.
  • Bilinçsizce yapılan seçimler, araştırmada sorulduğunda bilinçli hale gelir.
  • Aşırı odaklanma, bir şeyin nasıl olacağı üzerine cevapları arar, nasıl olmayacağına odaklanmaz.
  • Her bölüm araştırmadan farklı soru ve cevaplar bekler; üretim ürünün beğenilmesini, pazarlama doğru pozisyonlamayı, finans doğru fiyatlandırmayı, ajans doğru aktivitelerin ne olacağını sorgular.
  • Hikaye, ek değer katar ama bu kısa sürer. Bir lokantanın verdiği oyuncak o an için çok değerlidir, bir-iki gün sonra sorulmaz bile…
  • Çoğu zaman alışkanlıklarımızla hareket ederiz. Bu da yeni gösterilen bir ürünü değerlendirirken bir sapma yaratır.
  • Araştırmalarda gerçek bir satın alma yoktur. Bu sebeple risksiz bir ortamda yorum yapılır.
  • Akıcılık, ister ürünün isminde, ister yazi karakterlerinde, isterse soruların kendisinde olsun, cevapları olumlu yönde etkiler.
  • İlginç bir buluş da, insanların kendi baş harfleri ile başlayan kelimelere, kişilere ve ürünlere ilgi göstermeleridir. Bu zihnin aidiyet duygusundan ileri gelmektedir.

nov13_06

Peki, gelecekle ilgili ne yapabiliriz? Ürün ve servislerimizi nasıl tasarlayabiliriz?

Bu biraz bir kişiye hediye almaya benzer. Ona ne alacağınızı sormazsınız, ama o kişiyi ve  geçmiş davranışlarını ne kadar derinlemesine bilirseniz, o kişinin hediyeyi beğenme ihtimali o kadar artar.

Diğer bir faktör ise, ürünü geliştiren yaratıcı ekibin fazla düşünmeden, sezgilerini kullanarak ürünleri geliştirmeleri.

Son olarak , organizasyonun buna hazır olması; yeniliklere açık, başarısızlıkları kucaklayan ve sonuçlardan hızlıca yararlanıp bir sonraki ürünü modelleyebilecek kadar hızlı ve esnek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Hakkında

“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı...

Devamı...

NeuroMarketing Business Association Resmi İş Ortağı

neuromarketing business association

Takip Et

Popüler Yazılar

  • Zihnimizde Kaç Kişi Var?

      Şu ana kadar beyni üç ana kısımda inceledik; eski beyin (sürüngen), orta beyin (memeli) ve yeni beyin (mantık)... Eski beyin, sürüngen beynimiz ve en ilkel olmasına rağmen büyük patron ola...

  • Bilinçaltı ve Müşteriyi Okumak

    Zihinsel Pazarlamanın işi beyinle, dolayısıyla zihinle... Zihni ise bilinçli ve bilinçsiz, daha doğrusu bilinç ve bilinçaltı oluşturuyor. Bilinçaltı ismi ile Google 'görsel' olarak araştırdığınız...

  • Dikkat Dağınıklığı ve Dürtüler mi? Prefrontal Korteks!

    Zihnimiz... Biz mi onu kullanıyoruz, o mu bizi? Amacı bizi hayatta tutmak, bu sebeple asgari düzeyde enerj harcayarak bizi hayatta tutacak ve türümüzü devam ettirecek kararlarımızı otomatik olarak...

  • Ben de mi?

    Havada ahenkle dans eder gibi uçan kuşları görmüşsünüzdür. Bu kuşlar sanki tek bir canlı gibi hareket ederler ve hareketleri o kadar hızlı ve uyumludur ki sanki birbirlerinin zihnini okur gibidirl...

  • Tüketim…

    Çocuklarıma kalan eski oyuncaklarım var... Bu oyuncaklar yıllara meydan okurken, markalı veya markasız aldığımız her oyuncak kısa zamanda yerine bir başka oyuncağa vermek için yarışır durumda. Tü...