NEUROMARKETING

Yorum Yok
17 Nisan 2015
Kategori Nörobilim, Oyun, Yönetim
Etiketler , , , ,
Paylaş

oyun03Hala oyun oynuyor musunuz? Yoksa oyun oynamak sadece çocukların tekelinde mi olmalı? Yoksa siz de o bekar arkadaşlarınızla bir araya gelip kafa dağıtmak için sık sık oyun mu oynuyorsunuz? Yoksa ufak çocuğunuz var da, onunla oyun oynamaya bayılıyor musunuz?

Oyun, tabiatta hareket eden bir çok canlının gelişiminde önemli bir rol oynar. Oyunun derecesi de beynin kapasitesi ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Çocukken günümüzün neredeyse tamamını oyun oynayarak geçirirken yetişkin olduğumuzda oyun oynamayı unutuyor muyuz? İş hayatında atıldığımızda ise ortamın ciddiyetinde oyun sanki ciddiyetin tam tersiymiş gibi değerlendirildiğinde belki bir de bu durumu özümsüyoruz.

Çocukların gelişimde bu kadar önemli olan oyun yetişkinlerde ve iş hayatında ne işimize yarayacak? Sadece bir eğlence aracı mı? Tıp doktoru ve psikiyatr ve National Institute of Play’in kurucusu Stuart Brown, “Play” isimli kitabında bu sorulara cevap ararken konunun derinlerine iniyor. Kitabının kapağındaki söylemde olduğu gibi; oyun, beynimizi şekillendiren, hayal gücümüz ortaya çıkartan ve ruhumuzu hayat veren bir aktivite.

Öncelikle oyun oynarken kendimizi anın içerisinde buluyoruz. Çoğu zaman yarattığımız kimlikten sıyrılmayı başarıyoruz. Bu da bizi zihnin geçmiş ve gelecek tuzaklarından uzaklaştırıyor, sezgisel yeteneklerimiz, yaratıcılığımız ön plana çıkıyor. Einstein’ın da dediği gibi, aslında yeni keşiflerin zeka ile ilgisi yok: Keşifler, icatlar ve sanat, zihin sessiz olduğu anlarda ortaya çıkıyor.

oyun04

 

Biyolojide Oyun

Oyun, temelinde biyolojik bir süreçtir. Hayata adaptasyonumuzu sağlar. Aynı zamanda empati geliştirirken, sosyalleşmemizi sağlar. Sosyalleşmek de insanlık için içgüdüsel olarak hayatta kalma şansımızı artıran bir faktördür.

Çocuklar oyun oynamayı bilirler, onlara bunu öğretmek zorunda kalmazsınız. Ama bir nokta gelir ki, oyun oynamak artık önemini yitirir, hatta çocukça, kendinden geçerek oyun oynamaktan utanır hale geliriz; oyunlarımız bir kurumsallaşır. Öte yandan, şu bir gerçektir ki: “Oyun çoğu zaman bir katalizör görevi görür.”

Günümüzde bazı şirketler bile oyunu başarının bir parçası olarak görmeye başladı.

Oyun hazırladığımız meyve kokteylini karıştırdığımız bir çubuk gibi… Sanatın, kitapların, sporun, filmlerin, modanın, neşenin, merakın; kısacası medeniyetin temel taşı.

Oyun Nedir?

Her ne kadar oyunun tanımını yapmak mümkün olmasa da, onun özelliklerinden bahsetmek mümkün:

  • Amaçsız gibidir.
  • Gönüllü yapılır.
  • Doğal bir çekiciliği vardır.
  • Zamandan bağımsızdır.
  • Doğaçlamaya izin verir.
  • Devam etme hevesi oluşturur.
  • Kendimizi kaybettirir. (Olumlu anlamda)

Tüm bu özellikler, iyi bir oyunun insana akışta olabileceği bir ortamı oluşturabilmesini sağlıyor. Oyundan elde edilebilecek sonuçlar ise; yeni davranışlar, düşünceler, stratejiler, hareketler…
Böylece kutunun dışına çıkarak yeni bir bakış açısı ve taze iç görüler elde etmek…

Oyunun faydaları burada bitmiyor. Oyun, bize ileride gerekecek olan yetenekleri geliştirmek için bir fırsat sunuyor. Öte yandan sosyal sınırları da öğrenmiş ve pekiştirmiş oluyoruz.

oyun02

 

Oyunun Beyin Üzerindeki Etkisi

Oyun, insan beyninin sinir hücrelerini geliştirir. Özellikle de duygu merkezi olan amigdala ve karar merkezi dorsolateral ön korteks bölgelerinde. Bir diğer önemli bölge ise fiziksel dengemize sağlayan, dikkat ve dil yeteneklerimizi destekleyen cerebullum bölgesi.

“Yaşımız ne olursa olsun, oyun oynamak insan beyninin gelişmesini ve zinde kalmasını sağlıyor.”

Oyun oynarken sağlanan anda kalmak, bizi daha olumlu ve daha yaratıcı yapıyor. Hindu öğretilerine göre, hakikat ve evren, ilahi olanın oyunu sonucunda ortaya çıkıyor. Buna da “Lila” kelimesi ile anlatıyorlar. Bu kelime oyun ve spor anlamlarına geliyor.

Sizin hayatınızda oyun nasıl bir yer tutuyor? Önce bir hayatınızı gözlemleyin ve oyun hakkındaki bir sonraki yazıyı bekleyin…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında

“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı...

Devamı...

NeuroMarketing Business Association Resmi İş Ortağı

neuromarketing business association

Takip Et

Popüler Yazılar

  • Zihnimizde Kaç Kişi Var?

      Şu ana kadar beyni üç ana kısımda inceledik; eski beyin (sürüngen), orta beyin (memeli) ve yeni beyin (mantık)... Eski beyin, sürüngen beynimiz ve en ilkel olmasına rağmen büyük patron ola...

  • Bilinçaltı ve Müşteriyi Okumak

    Zihinsel Pazarlamanın işi beyinle, dolayısıyla zihinle... Zihni ise bilinçli ve bilinçsiz, daha doğrusu bilinç ve bilinçaltı oluşturuyor. Bilinçaltı ismi ile Google 'görsel' olarak araştırdığınız...

  • Ben de mi?

    Havada ahenkle dans eder gibi uçan kuşları görmüşsünüzdür. Bu kuşlar sanki tek bir canlı gibi hareket ederler ve hareketleri o kadar hızlı ve uyumludur ki sanki birbirlerinin zihnini okur gibidirl...

  • Dikkat Dağınıklığı ve Dürtüler mi? Prefrontal Korteks!

    Zihnimiz... Biz mi onu kullanıyoruz, o mu bizi? Amacı bizi hayatta tutmak, bu sebeple asgari düzeyde enerj harcayarak bizi hayatta tutacak ve türümüzü devam ettirecek kararlarımızı otomatik olarak...

  • Tüketim…

    Çocuklarıma kalan eski oyuncaklarım var... Bu oyuncaklar yıllara meydan okurken, markalı veya markasız aldığımız her oyuncak kısa zamanda yerine bir başka oyuncağa vermek için yarışır durumda. Tü...